Takip et
Bülten Aboneliği

Teknoloji dünyasından en yeni haberler ve gündem başlıkları e-posta adresinize gelsin.

Nebim V3 reklamı
Nebim V3 reklamı
Nebim V3 reklamı
Nebim V3 reklamı
Nebim V3 reklamı
Nebim V3 reklamı
Nebim V3 reklamı

Redington Türkiye Genel Müdürü Cem Borhan Röportajı

Teknoloji alanında Türkiye’nin köklü distribütörlerinden biri olan ve 2015 sonunda Redington Grup’un bir parçası haline gelen LinkPlus, 2021 yılı itibarıyla Redington Türkiye olarak yoluna devam etme kararı almıştı. Redington Türkiye’nin hedeflerini ve şirket yapısını öğrenmek için Cem Borhan ile bir araya geldik.

LinkPlus 2021 yılına büyük bir değişim ile girdi. Geçtiğimiz günlerde faaliyetlerinize Redington Grup çatısı altında Redington Türkiye olarak devam etme kararı aldığınızı açıkladınız. Bu değişimin arkasındaki gereklilikleri ve nasıl bir dönüşüm içine girdiğinizi anlatabilir miyiz? Şirket yapısı ve faaliyetleri konusunda da bilgi verebilirseniz sevinirim.

1995 yılında faaliyetlerine LinkPlus adı altında başlayan ve 2015 senesinde Redington Grup tarafından satın alınarak küresel bir yapının parçası haline gelen köklü bir firmayız. 2018’in başında tüm hisselerin devredilmesiyle birlikte tamamen Redington iştiraki haline geldik. Burada şunun altını çizmek istiyorum; Türkiye’de faaliyet gösteren global teknoloji firmaları genelde Türkiye operasyonlarını şube ofis olarak yönetiyorlar. Alışılagelmişin dışında Redington Türkiye olarak biz, bir iştirak ofisiyiz ve yönetim kurulu düzeyinde yönetilen bir firmayız. Redington Grup’un getirdiği global vizyonu kendi pazarımıza ait bilgi birikimi ve deneyimle bizim şekillendirmemiz ve yönetmemiz açısından bu durumu önemli buluyorum. 

Dönüşüm yolculuğumuzun bir parçası olarak bu yıl itibarıyla ismimizi de değiştirdik. Faaliyetlerimize artık Redington Türkiye adıyla devam ediyoruz. Dünyamız her geçen gün globalleşiyor; birden fazla ülkede faaliyet gösteren, merkezileşmiş firmalar ayakta kalıyor ve güçlü hale geliyor. Bu kapsamda, gerek Redington Grup’un LinkPlus’ı satın alması gerekse marka ve isim değişikliği Türkiye’ye yapılan yatırımın vurgusu olarak ön plana çıkıyor.

Niş işler gerçekleştiren butik bir distribütör şirket yapısından kurumsal bir şirket yapısına evrilirken korumak istediğimiz özelliklerimiz de var. Dinamizmimiz, sinerjimiz ve ekip ruhumuz bizim çok önem verdiğimiz güçlü ve sektörde ayrışan özelliklerimiz. Bunları korumayı arzu ediyoruz. Sadece bilişim alanına odaklanmış, alanında uzman köklü bir şirket olarak hem iş ortaklarımız hem de kurumsal müşterilerimizle kurduğumuz ilişki ve yarattığımız katma değer bizim için çok önemli. Gerek Türkiye’deki gerekse dünyadaki bilgi birikimimizi her zaman olduğu gibi iş ortaklarımızın ve müşterilerimizin hizmetine en iyi şekilde sunmayı hedefliyoruz. Uluslararası büyük bir şirketin parçası olmak bu noktada çok önemli avantajları beraberinde getiriyor. Özellikle bilgi birikimi açısından bize çok şey katıyor ve Türkiye’deki müşterilerimize bu katma değeri yansıtmamıza olanak sağlıyor.

Redington 30’dan fazla ülkede hizmet veren, 230’un üzerinde lider markanın dağıtımını ve tedarik zincirini üstlenmiş global bir bilgi teknolojileri firması. Redington Türkiye global yapının bir parçası olarak nasıl konumlanacak? Grup içerisinde Redington Türkiye’nin yeri nasıl şekillenecek? Beklenti ve hedefler neler?

Sizin de belirttiğiniz gibi Redington Grup oldukça geniş bir coğrafyada hizmet veriyor. Faaliyette bulunduğu ülkeleri 3 temel coğrafyaya ayırabiliriz. İlki Hindistan pazarı, diğeri Uzak Doğu pazarı, bir diğeri ise bizim de içinde bulunduğumuz META olarak adlandırabileceğimiz Orta Doğu, Afrika ve Türkiye bölgesi. Bu bölge, gelişmekte olan ülkeler pazarında Grup’un büyüme potansiyeli açısından oldukça önem verdiği bir coğrafya. Dolayısıyla Türkiye pazarı Redington Grup için stratejik bir öneme sahip. Grup, Türkiye’nin potansiyelini en iyi şekilde değerlendirerek büyümesini sürdürmesi için yatırım yapmaya oldukça istekli. Aynı zamanda Grup, globaldeki marka iş birliklerini Türkiye pazarına da taşımayı planlıyor. Bu paralelde bizim hedefimiz de mevcut marka portföyümüze yeni markalar ekleyerek büyümek, ürün ve çözüm yelpazemizi genişletmek, stratejik olarak önem verdiğimiz alanlara odaklanmak. İş birim yapımızı da dikeyde buna uygun olarak Altyapı, Güvenlik, Analitik ve Yeni Nesil Teknolojik Çözümler olarak konumluyoruz. Bulut Çözümleri, Nesnelerin İnterneti, 3 Boyutlu Yazılımlar, Artırılmış Gerçeklik, Yapak Zekâ gibi yeni nesil teknolojik çözümlere odaklanabilmek için ayrı bir yapı kuruyoruz. Bu odağı ve uzmanlığı destekleyecek iş ortağı yapımızı güçlendirmek için de çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özetle, Redington’un bu bağlamda Türkiye’ye yatırımları hız kesmeden devam edecek, biz de bu yatırımın hakkını vermek ve ülkemizin potansiyelini ortaya koymak için çalışmalarımıza yoğun bir şekilde devam edeceğiz.

Redington Türkiye Genel Müdürü Cem Borhan “Redington Türkiye olarak bu yıl bizim önceliğimiz; yeni kurum kimliğimizin oturtulması, dijital pazarlama çalışmalarının çeşitlendirilmesi ve stratejik iş alanları paralelinde iş modelimizin yapılandırılması olacak.

Pandemi süreci değerlendirmeleriniz ile devam etmek isteriz. Süreç şirketiniz için nasıl geçti, iş hacminizde ve ürün çeşitliliğinizde nasıl bir değişim yaşandı, ekiplerinizi nasıl yönettiniz?

Pandemi tüm dünyada hemen hemen tüm sektörlerde olumsuz bir etkiye neden oldu. Her ne kadar bilişim sektörü pek etkilenmemiş gibi gözükse de bizim müşterilerimizin faaliyet gösterdikleri sektörlerdeki olumsuz etki belli bir oranda bize de yansıdı. Yine de bilişim sektörünün daha az hasar alan sektör olduğunu söyleyebiliriz. Biraz ayrıntısına inmek gerekirse tüketici elektroniği tarafı çok pozitif bir şekilde ayrıştı. Yazıcılar, masaüstü, dizüstü bilgisayarlar ve tabletler bu yıl yok sattı. Stokta olan tüm ürünler eridi.  Bizim temsil ettiğimiz bilişimin kurumsala kayan tarafında ise sektörel etkiler hissettiğimiz bir ortam oluştu. Göreceli olarak teknoloji yatırımları kurumsal alanda yine de arttı ancak tüketici elektroniği kadar yüksek bir artış görmek mümkün değil.

Redington Türkiye olarak pandeminin damgasını vurduğu 2020 yılında portföyümüzü büyüttük ve marka sayımızı 14’e çıkardık. Temsilciliğini üstlendiğimiz markaların artması, iş hacmimizin büyümesi, sektörü daha geniş bir bakış açısıyla ele almamız büyümemizde etkili oldu. Bizim için önemli olan, belirli hizmetleri uçtan uca sunarak hacim olarak belli bir düzeyin üzerine çıkmak oldu. Bu anlamda hem ürün ailelerinin kapsamını genişlettik hem de mevcut ürün ailelerinin olgunluk düzeyini artırarak içinde bulunduğumuz koşullara göre çok ciddi bir büyüme ivmesi yakaladık. Mevcut markalarımızla döviz bazında ciddi bir büyüme gerçekleştirdik. 2020 yılını, çalıştığımız markalarda yüzde 45’lik bir büyüme ile kapattık.

Son dönemde işletmelerin ihtiyaç ve taleplerinde nasıl bir değişiklik gözlemlediniz? Nakit akışı sıkıntısı yaşayan, finansal anlamda güçlük çeken şirketlere verdiğiniz destekten bahsedebilir misiniz?

Finans açısından güçlü bir firmayız ve bu durum şirketimizin iş modelinin temelini oluşturuyor. Teknoloji çözümlerinin sahibi olan üretici firmalarla son kullanıcıya satışı yapan iş ortakları arasında bulunduğumuz stratejik konumu nakit akışı yönetimi anlamında da bir fırsat olarak görüyoruz. “Kanal finansmanı” olarak adlandırdığımız finansal destek modelimizle iş ortaklarımızın üzerindeki finansal yükü ve riski hafifletiyoruz. Özellikle pandemi döneminde bu yönümüz büyük oranda öne çıktı. Tüm dünyada pandemi döneminde nakit akışı sıkıntısı yaşandı. Bu dönemde ekosistemimizin ayakta kalması ve daha sağlıklı bir yapıyla devam edilebilmesi için gerekli finansal desteği sağladık ve iş ortaklarımıza destek olmaya çalıştık. Hem ekosistemimize güç kattık hem de bize olan güveni en üst düzeye çıkardık. 

Önümüzdeki dönemde önceliklendirilmesi gereken alanlar neler? Önerileriniz eşliğinde şirketler nasıl bir yol haritası izlemeli?

Türkiye’de bilişim sektörü büyük bir değişim ve dönüşümden geçiyor. Dev altyapıların olduğu ve belli sayıda büyük firmanın büyük yatırımlar yaptığı bir dönemden, şu anda biraz daha hizmet odaklı işlerin yapıldığı görece daha ufak firmaların verimlilik ve kullanıcı deneyimi paralel kademeli yatırımlarla müşterilerine destek verdiği bir yapıya doğru geçmeye başladık. Büyük markalara dev yatırımlar yapılan dünyadan giriş maliyeti düşük aylık faturaların olduğu Netflix modeline doğru ilerlediğimiz bir yapıdayız. Abonelik modeli şeklinde müşteri memnuniyetinin ve sadakatinin yaratıldığı, bilişimin bir hizmet olarak sunulduğu bir dönemin içerisindeyiz. Bizim yapımız da benzer şekilde eviriliyor. İş birimleri dahilinde yönetilen bir yapımız var. Altyapı Çözümleri, Veri Analitiği ve Yapay Zekâ, Güvenlik ve Bulut Bilişim olmak üzere dört ana odak alanımız var. Son dönemde özellikle yenilikçi teknolojiler olarak adlandırdığımız yapak zekâ, artırılmış gerçeklik ve bulut çözümleri gibi gelişmekte olan teknolojiler üzerine odaklanacağımız bir yapı kuruyoruz. Şirketlere önerim büyük teknoloji yatırımı yapan firmalara ek olarak büyüme potansiyeli gösteren her seviyede firmanın teknolojik ihtiyaçlarının da mutlaka farkında olup o alanlarda da hizmet sunmayı göz ardı etmemeleri olur. Şu açık ki ister bireysel ister kurumsal herkesin teknolojiye artan seviyede ihtiyaç duyduğu ve tükettiği bir dönemdeyiz.

 Yıl içerisinde pek çok iş birliğine imza atmıştınız. Yakın zamanda yeni iş birlikleriniz olacak mı? Güncel ajandanızda hangi başlıklar var?

2020 yılında birçok başarılı iş birliğine imza attık ve 2021 yılında da bu başarımızı sürdürmeyi hedefliyoruz. En yeni iş birliğimiz Supermicro ile. Yüksek performanslı ve verimli sunucu ve depolama teknolojileri alanında dünyanın önde gelen şirketlerden biri olan Supermicro’nun Türkiye yetkili distribütörü olduk. Supermicro’nun portföyünde yer alan sunucular, depolama sistemleri, iş istasyonları ve ağ ürünleri dahil olmak üzere tüm çözümlerinin dağıtımını bu sene başından itibaren biz yapıyoruz. Geçtiğimiz yıl portföyümüze kattığımız ve iş birliğine başladığımız diğer önemli markalar ise Okta, Diamanti ve Alibaba Cloud oldu. Yeni iş birliklerine yönelik görüşmelerimiz devam ediyor. Önümüzdeki aylarda anlaşmalarımızın kesinleşmesinden sonra yeni iş birliklerimizi de duyuracağız.

2021 yılı hedefleriniz ve müşterilerinizi bekleyen yenilikler konusunda neler söylemek istersiniz? Yeni yılda daha fazla odaklanacağınız bir alan veya kategori olacak mı?

Şu anda 2021 yılını bütünsel olarak öngörmek pek mümkün değil, çünkü çok fazla belirsizlik var. Ancak hepimizin beklentisi ilk çeyreğin biraz zorluğu geçeceği, sonraki çeyreklerde normalleşmeyle birlikte yılı tamamlayacağımız ve 2022 yılında ivmenin yeniden büyümeye döneceği yönünde. Firmaların ilk çeyrekte temkinli durup bu sürecin nasıl devam edeceğini algılayıp daha sonrasında yatırımlarını hızlandıracaklarını düşünüyorum. 2020, yarı kayıp bir yıl olarak düşünülse bile 2021’in ilk çeyrek sonrasında bir telafi senesi olacağını öngörmek yanlış olmaz. Redington Türkiye olarak bu yıl bizim önceliğimiz; yeni kurum kimliğimizin oturtulması, dijital pazarlama çalışmalarının çeşitlendirilmesi ve stratejik iş alanları paralelinde iş modelimizin yapılandırılması olacak. Yeni marka ve kimliğin oluşumu takibinde 2021’i yeni iş geliştirmelerinin olacağı, portföyümüze yeni markaların katılacağı bir sene olarak görebiliriz. Odaklandığımız teknolojilerin daha çok üzerine gideceğimiz, bulut bilişim, veri analitiği, yapay zekâ ve güvenlik tarafında ilerleyeceğimiz, marka sayımızı daha da artıracağımız bir yıl olacak. İnsan kaynağı tarafında da büyüyeceğiz. Ofisimizi yenilemek üzerine de yatırım yapıyoruz. Değişen markamız, yeni ofisimiz, yeni kazanacağımız markalar ve insan kaynakları yatırımlarımızla birlikte büyüyerek ilerlemeyi hedefliyoruz.

İlgili Yazılar